Manyak mıknatısı

Normal insanlarla iletişim halinde olabilmek için birinci kural normal biri olmak sanırım. Birinci kuraldan kaybetmem üzücü. Mesela, normal insanlar yeni bir telefon alınca eskisini satar değil mi? Ben yeni bir telefon aldım ve eskisini kullanmaya devam edip yenisini satmaya kalkıştım. Saçmalıklar zinciri böyle başladı. Büyük konuştuklarımdan birini daha yutma vaktiydi. İlk defa internet üzerinden bir … Okumaya devam et Manyak mıknatısı

Çift yarık deneyi

Interstellar filmini, vizyona girdiği dönemde ciddi bir zamanlama hatasıyla, muhtemelen çalışan birinin beyninin en yanık olduğu vakitte, bir cuma akşamı 21:00 seansında, iş arkadaşım ve onun kız arkadaşıyla izledim. Kızcağızın bünyesi normal olarak pes etti ve bir yerden sonra uyuyakaldı. He, biz uyanıktık da ne oldu? Sağlam kalan beyin hücrelerini de yakmış olduk. Çıkışta film … Okumaya devam et Çift yarık deneyi

Kırmızı ruj

Liseye giderken, her sabah aynı insanlarla otobüs beklediğim durakta, üniversiteye giderken başka insanlarla otobüs bekledim. İşe girdiğimde, aynı durağın birkaç metre aşağısında başka insanlarla bu defa servis bekledim. Hep aynı durak, çoklukla tanımadığım, düzensiz aralıklarla değişen insanlar... İşe giderkenki bekleyişlerimi öncekilerden farklı kılan, servis beklerken kitap okumamdı. Bir gün servis beklerken kitaba nasıl dalmışsam arkamdan … Okumaya devam et Kırmızı ruj

Tamam da neden?

Şener Şen'in imkanlarını yetiremediği filmdeki (Çıplak Vatandaş) gibi, listelerimdeki kitapları okumaya vaktimi yetiremiyorum. Evet, listelerim; çünkü telefonda ayrı bir liste, bilgisayarda ayrı bir liste, hafızamda ayrı bir liste var. Son iş yerimdeki yetkilim, hayatımda ayrı bir yeri olan, tanıdığım en ilginç insanlardan biri, çok kitap okur, okuduklarıyla yetinmez bir o kadarını da dinlerdi. Hala öyle … Okumaya devam et Tamam da neden?

Bana mı dedin bacım?

Ömrümün yüzde kaçının İstanbul trafiğinde geçtiğini bilme imkanım olsaydı keşke. Yollar, uykuya ayırdığımdan daha çok vaktimi alıyor olabilir. Bu üzücü ama şimdi süreğen acımı bir yana bırakıp, böyle yitip giden anlardan birinde yaşadığım ilginç bir şeyi anlatacağım. Okuldan çıktım, yine yollardayım. Metroya bindim, stratejik noktalarımdan birine doğru ilerledim. Pusuya yattım, yer boşalırsa oturacağım. Boşalmazsa da … Okumaya devam et Bana mı dedin bacım?

“Böyle bir şey olabilir mi?”

İnsanlar hep dünya turu hayali kurar, hayallerinde bile dünya turu yapamayanlarsa Avrupa-ABD hayalleri kurarken, ben Balkanlar, Mağrip ülkeleri ve Güney Amerika hayali kurdum. Hiçbirine gidemedim. Her defasında, daha plan aşamasındayken anlamsız bir şeyler çıktı. Ben gidemedikçe aksi gibi etrafımda ne kadar insan varsa birer birer gitti. Pis insanlar! Geçen yıl, üniversiteden arkadaşım Aslı, Küba'ya gitti. … Okumaya devam et “Böyle bir şey olabilir mi?”

Ne okuyorsun?

Sıradan insanlarla pek işim olmuyor. Tercihli olarak değil de alın yazısından daha ziyade. Bir çeşit mıknatıs olmalı bir yerlerimde veya ne bileyim, gelişimi haber veren bir sensör belki... Otobüse bindim, arkadaşımla buluşmaya gidecektim. Gideceğim mesafe fazla uzun sayılmazdı ama otobüs bir türlü hareket etmeyince, "Nasılsa trafik de vardır." diye düşündüm, çantamdan kitabımı çıkarıp okumaya başladım. … Okumaya devam et Ne okuyorsun?

Ayranı yok içmeye…

Biz metroya binmek için dakikalarca bekleyip, gelen ilk metroya binemeyip, ikincisini beklemek durumda kalıp, ona da şansımız yaver giderse binelim, o vagonlarda oksijensiz solunum yapmak suretiyle hayatta kalma mücadelesi verelim, 153'ü arayıp durumu ilettiğimizde "Araçlarımız arasındaki süre, sayısal veriler ve sahada yapılan gözlemler sonucunda belirlenmektedir." gibi "Peki buna kim inanır?" dedirtecek cinsten cevaplar alalım, yetkili … Okumaya devam et Ayranı yok içmeye…

Mızıkçı mıyım, çıkıntı mı?

Hala öyle midir bilmem, bizim zamanımızda her bahar bir defa okul pikniği olurdu. Öyle mangallı falan değil tabii. Zaten ben mangal sevmem. Pikniğe gelen herkes kek, börek, salata gibi altın günü tarzı yiyecekler getirirdi. Asitli/asitsiz meyve suları alınır, tüm malzemeler plastik bardak ve tabaklarda, içerisine envaiçeşit toz-tüy doluşmak suretiyle afiyetle tüketilirdi. Yeme-içme safhasından sonra, Kodak … Okumaya devam et Mızıkçı mıyım, çıkıntı mı?

Toplu taşıma günlükleri – 3

Havalimanı metrosundayım. Dersten çıkmışım, beynim kazan gibi. Bir an önce eve varmanın hayaliyle zor dayanıyorum. Günde yedi adet toplu taşıma aracı kullandığımı bir yerlerde yazdım mı bilmiyorum. Yazmadıysam da şimdi yazdım. Günlük olağan strateji zincirimin o metro için olması gereken halkası tutmamış, ayakta yolculuk yapıyorum. Ayakta da ne kadar durabildiğim tartışılır. İnsanların sürekli duyduğu seslere … Okumaya devam et Toplu taşıma günlükleri – 3