İntikam sıcak da yenebilen bir yemektir

Ortaokuldayız. Pilot okul olduğumuz için her sınıfın yalnızca 1-2 şubesi ve tüm sınıflara giren tek Türkçe öğretmeni var: Şevval. Herkes o yaşlarda topçuya ya da popçuya hayranlık besleyip odalarının duvarlarına posterler yapıştırırken ben idol olarak öğretmenlerimi seçtim hep kendime. Şevval öğretmen gibi olmak için imzasını taklit ediyordum (evrakta sahtecilik tarzım olmadığı için müsvedde kağıdı tercih ediyordum). Çene – diş yapısından dolayı S harifini biraz farklı telaffuz ediyor diye ağzımı aynı şekle sokup aynı şekilde söylemeye çalışıyordum. Kıyafetlerini kafama çiziyor, babaannemin kim bilir ne hayallerle verdiği kumaşları da alıp annemi zorla terziye götürüyor, tarif usulüyle aynı kıyafetlerden diktiriyordum kendime. Evet, kemer kısmı dahil her şeyiyle… O kıyafetleri giyip evde Şevval öğretmencilik oynuyordum sonra kendi kendime. Yirmi yıl geçmiş üzerinden ama delilik anılarım ve ona dair her şey dün gibi taze. Şimdi anlatırken düşünüyorum, şansım yaver gitmiş de kimlik kaybı yaşamamışım, iyi bari 😀

Burada oturup Şevval öğretmene benzemek için daha neler neler yaptığımı anlatacağım sanıyorsanız yanılıyorsunuz. 1999-2000 eğitim – öğretim yılında Şevval öğretmen doğum iznine ayrıldı. Onun ayrılışıyla ben depresyonvari bir sürece girdim elbette. Sınıftan para toplayıp birkaç kız arkadaş bebeğe altın almaya gittik, sonra onu bir şekilde öğretmene ulaştırdık. O yaşta niye böyle bir sorumluluk hissetmişiz, hangi kuyumcu bize ne diye altın satmış, hiç mi bir sakınca görmemiş, hiçbir fikrim yok. Şevval öğretmen doğum yapınca ben de doğum yapmış sayılmadığım için okula devam etmek durumundaydım. Okulumuza yeni bir Türkçe öğretmeni gelmişti, hem de eski okulumdan gelmişti, hem de eski okuldayken de sevmezdim kendisini. Dünyanın adaleti yoktu. Şevval öğretmenin yerine gele gele erkek öğretmen mi gelmişti? Ne öğretebilirdi ki o bize? Ben onu nasıl sevebilirdim? Tabii ki Şevval öğretmenime ihanet etmeyecektim, yeni gelen öğretmeni o kadar sevmeyecektim ki yazılıda sorduğu soruyu bile beğenmeyecek, hatta bununla da yetinmeyip beğenmediğim sorunun yanına “Bu soruyu çok aradınız mı?” diye not düşecektim. Lisede veya üniversitede olsam başıma iş alırmışım. Yeni öğretmen, sınav notlarını ilan ederken beni bu şekilde uyarmıştı.

Bu olaydan sonra kendisine karşı daha da bilenmiş olsam da zaman içerisinde sevmeye başlamıştım. Tabii Şevval öğretmenin gözümdeki yerini doldurması için kırk fırın ekmek yemesi gerekiyordu. Bir de, şey, cinsiyet değiştirmesi… Günler ayları kovalamış ve Şevval öğretmen nihayet doğum izninden dönmüştü. Dönmüştü dönmesine ama kader de ağlarını bir kez daha örmüştü. Türkçe derslerimize yeni öğretmen gelmeye devam edecekti. Bir gün, okul dışındaki bir görevlendirmesi nedeniyle yeni öğretmenin (adama nasıl bilendiysem adını yazmaya elim varmamış, Mehmet Arif öğretmen) dersimize gelemeyeceği haberi geldi sınıfa. Haberin hemen arkasından da Şevval öğretmen… “Bugünkü dersinizde birlikteyiz” dedi. Bir şeyler anlattı etti ama sınıf kudurmuş vaziyetteydi ve kadın engel olamıyordu. Bir an sessizliğe gömüldü, çantasından kalbi kadar temiz bir A4 kağıdı çıkarıp öğretmen masasındaki yerinden kımıldamadan uzun uzun bir şeyler yazdı Yerinden kalkıp hızlı hızlı sınıf panosunun önüne gitti. Kağıdı üç kenarından toplu iğneyle, geriye kalan sol üst kenarından da sınıfça bebeğine aldığımız altınla panoya tutturdu. Bir hışımla sınıftan çıktı gitti. Bütün sınıf panonun önüne üşüştük, yazıyı okuduk. İlginç bir şekilde içeriğine dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Geçtiğimiz hafta sonu, panoya üşüşen o arkadaşlarımla birlikteydik. Bu konu açıldı. Gereksiz her şeyi hatırlayan benim hatırlayamadığım bu ayrıntıyı (gereksiz ayrıntıları hatırlamak gibi bir laneti olmayan) onlar da hatırlayamadı.

maşallah altını

Altınla panoya tutturulan yazı okundu, sindirildi, uzun istişarelerde bulunuldu ve benim katılmadığım bir karara varıldı: Altın bozdurulacak, sınıfta parti verilecekti. Karar gecikmeye mahal verilmeden hızla uygulamaya geçirildi. Görevlendirilen arkadaşlar altını bozdurdu, bakkaldan yiyecek – içecek, canlarının istediği ne varsa aldı, sınıfa getirdi. Alınanlar, şen kahkahalarla tüketildi. Benim gözümde Şevval öğretmen kusursuz bir insan olduğundan, bir yanlış anlaşılma olmuş olmalıydı, kesinlikle aslında öyle demek istememişti. Yemedim, içmedim, şen kahkahalar da atmadım. Olan biteni dışımdan protesto ediyor, içimdense kendime bile itiraf edemediğim bir hayal kırıklığıyla izliyordum. İntikam aslında sıcak da yenebilen bir yemekti, tereddütsüz yeniyordu. Hayat biraz zordu, öğreneceğim çok şey vardı.

*Fotoğraf: https://www.sembolgold.com/altin-masallah-tefsiri-masallah-5

İntikam sıcak da yenebilen bir yemektir” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s