Manyak mıknatısı – 2

Pazar günü herkes sıcak yatağında tembel tembel yatarken ben uyanıp işe gideceğim. Bir önceki gece Tosbik’i hastaneye yatırdılar. Daha bir yaşına bile girmemesine rağmen, günlerdir düşmeyen ateş yüzünden şişe şişe serum verildi. Hafta sonu nöbetçi doktor baktığı için, kendi doktoru pazartesi sabahı gidip durumunu görene kadar hastanede kontrol altında kalmasını isteyebilir. Bir yandan erkek kardeşim de hasta. Onda da iki gündür ateşli durumlar var. Ona da serum verildi, akıbeti belirsiz. Tek yaşıyor ve annem evdeki herkese mütemadiyen “Başına bir şeyler gelecek ve bizim haberimiz olmayacak” fikrini aşılıyor. Bu düşüncelerle uyumuşum, yangın çıkmış gibi çalan zil sesine uyandım. Aydınlıkta uyuyamadığım için perdeler odayı epey karanlık yapan cinsten ve ben daha yeni uyumuşum gibi hissediyorum. “Hala gece olmalı” diye düşünüyorum ama aslında uyuyorum. Düşünüyorsam… Uyanık mıyım yoksa? O zaman neden yerimden kalkamıyorum? Banyodan sesler geliyordu? Demek ki birileri uyanık. O zaman kapıya neden bakmıyorlar? Zil durmuştu sanki? Yine çalıyor. Üff lanet! Niye kimse bakmıyor? Pıtpıt bizde kaldı dün gece. Nasıl uyanmıyor bu kız bu zil sesine? Epeydir zil çalıyor ama duman falan yok. Yangın çıkmamış belli ki. Yalnız, bir sıkıntı var. Demek ki gece Tosbik daha da kötü oldu. Evdekilerin bir kısmı da hastaneye gitti. Sonra da kardeşimin ateşi çıktı, havale falan geçirdi, geri kalanlar da onu hastaneye kaldırdılar. Apar topar gittikleri için beni uyandırmakla uğraşamadılar. Sonra bayağı kötü bir şeyler daha oldu, bana ulaşamadılar. Eve geldiler, anahtarları da yok. Uyanayım diye zile basıyorlar, evet. Evet, böyle olmuş olmalı. Zaten bir ara asansör sesi de duydum çok. Aramadılar mı hiç acaba? Telefonu mu duymadım? Sabah mı oldu acaba, yoksa hala gece mi? Nihayet kendime gelmeyi başarıp yataktan çıktım, kapıya koştum. Aynı anda babam da kapının önünde bitti. “Madem evdesiniz, neden kapıyı açmıyorsunuz?” dedim. “Açtık, kimse yok. Apartmana da baktık. Zil takıldı galiba.” dedi olanlara anlam verememiş ifadesiyle. Dediğine o kadar güvendim ki kapıya bakmaya falan çalışmadan, zili kapatmaya çalışıyorum. Zilin sesinin kısılabildiğini öğrendim. “Vay be!” diye aydınlanmama şaşırdım ama zil hala aralıklı aralıklı çalıyor. Bir anda ilk mantıklı akıl yürütmemi gerçekleştirdim ve “Zil takılmış olamaz; çünkü sürekli çalmıyor.” diye düşünüp kapı dürbününden bakmaya karar verdim.

Ben: Baba kapıda biri var.

Babam: Yok kimse, biz baktık her yere.

Ben: Baba kapıda biri var diyorum, genç bir kız.

Babam: Biz baktık. Kapıya da baktık, apartmana da. Kimse yok. (Tam bu esnada kapı yumruklanmaya başladı.)

Ben “Kapıyı yumrukluyor kız. Dürbünden bakıyorum. ‘Gördüm’ diyorum. ‘Kimse yok’ diyorsun hala…” diye söylenmeye devam ederken annem de geldi kapıya. Ben salona geçtim, küçük ablam orada oturuyor. Pıtpıt hala uyuyor. Yuh Pıtpıt! Bu gürültüye nasıl uyuyorsun hala? PES. O arada çok şükür saate bakmayı da akıl edebildim. Sabah 08.00! SEKİZ!!! Kapıyı açtılar, “Aaay ben yanlış mı geldim?!” diye ciyakladı kız. Özür mözür dileme gereği duymadan “Bartu ve Hülya’ya geldim ben. Burada oturuyorlar. Taşınacaklardı. Yardıma çağırdı Bartu beni, ona geldim. Aradım, açmıyor.” diye devam etti. Tamam da bacım bundan bize ne? Yanlış gelmişsin, güle güle git. Demediler tabii bizimkiler. “Bartu ve Hülya giriş katında oturuyor, dün taşındılar. Belki duymamışlardır.” dedi babam. Sana ne baba, bize ne? Bırak, gitsin.

Kız: Hayır, onlar burada oturuyordu zaten.

Annem: Hayır, onların taşındığı dairede Doğukan’la karısı oturuyordu. Onlar taşındı gitti, daha bir hafta olmadan yeni kiracılar taşındı dün.

Kız: Hayır ya. Bartu ve Hülya burada oturuyordu. Buradan taşınacaklar şimdi de.

Annem: Aa vaz mı geçmişler?

Anne, sen nabıyon anne? Gerçi, kadın da haklı. Kız kendinden o kadar emin ve o kadar susmuyor ki, annem doğru bildiğinden şüphe etti 😀

deli

Kız telefonu babama uzattı. “Bana konum attı Bartu. İşte burada da adres. Daire 2. En üst kat. Hülya ile Bartu kardeş. Erkek olan benim boylarımda. Kısa bir şey, kıvırcık saçlı.” dedi. Hayret, “Görseniz çok seversiniz.” demedi :s Babam “Biliyorum canım Bartu’yu gördüm taşınma işleri için gidip geldiklerinde. Numarasını gösterin siz bana.” dedi. Onu da karşılaştırdılar. Teyitleştiler. Bu Bartu, sahiden o Bartu çıktı.

Biz hala salondayız.

Ben: Daire 2, diyor. En üst kata gelmiş. Kapı numarasına bakmadı diyelim. Katları çıkarken de mi fark etmedi bu saf? Beş katlı apartman, en üst katta 2 numaralı dairenin işi ne? Bence Bartu buna büyük yamuk yapmış. Bartu ve Hülya kardeş falan da değil. Bu eski sevgilisiydi, Hülya da yeni mi acaba?

Küçük ablam: Yok yok kardeşler. Anneleri de geldi taşınmaya yardım ederken.

Ben: Ohoo sen çok geride kalmışsın canım ya. Bartu’nun annesidir. Kadın Hülya’dan haberdardır. Sorana da “Kardeşiz” demiştir oğlan. Biz ne kuzenler gördük 😀

Küçük ablam: Belki de gerçekten kardeşler. Bartu bu kızı yardıma çağırdı akşamdan. Sonra kavga ettiler falan, bir şey oldu. Şimdi de açmıyor kapıyı.

Kız kapıdan ayrılmıyor. Annem arabalarını tarif ediyor, kız ona da itiraz ediyor: “Ne! Siyah araba mı? Hayır, kırmızı arabaları var.” Yav he, tamam, kırmızıydı araba. Gidebilir misin artık? Pazar pazar, sabahın köründe alacaklı gibi dayandın kapımıza, hem de YANLIŞLIKLA. Müsaade edersen uyumak istiyoruz. Eder misin? “Bartu ve Hülya kardeşler. Annelerinden ayrı yaşıyorlar. Buradan taşınıp başka bir eve geçecekler. ‘Bana yardıma gel’ dedi Bartu…” diye anlatıyor hala kapıda. Bu arada bunlar gerçekten kardeşlermiş. Sen bu kıza ne yaptın da bu hale geldi ya da başından beri zaten böyle miydi? Çok merak ediyorum bunu Bartu kardeşim. Bir ara, annemle babamı içeri iteleyip “Bartu telefona cevap verene kadar ben burada bekleyeyim mi bari?” diyecek diye çok korktum. Sonunda pes edip gitti. Bartu’ya ulaşabildi mi, ulaştıysa ne yaptı, bilmiyorum. Ben o sabah tekrar uyuyamadım. Pıtpıt, benim yerime de uyudu. Kardeşimin ateşi çıkmadı, havale de geçirmedi. Tosbik, zavallı tosbik 😦 Elleri ve ayakları mosmor oldu üç gece kaldığı hastanede verilen serumlardan.

NOT: Pazar sabahı 08.00’de kapınıza alacaklı gibi dayanan, tanımadığınız insanlara izahatta bulunmayınız. Bırakınız gitsinler.

*Fotoğraf: http://www.imgrum.org/tag/delisiniz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s