Burası neresi?

Çokuluslu hayli büyük bir şirketin, yıl sonu tahminleri üzerine düzenlediği, tüm gün sürecek bir konferansa katılmak için önceden internet sitesi üzerinden kayıt olmak gerekiyordu ve çalıştığım ekipten biri kaydını yapmıştı bile. Bir gün öncesinde bir değişiklik oldu ve konferansa benim katılacağım söylendi. O konferansa katılmak yerine mesaiye kalıp ofiste çalışmayı tercih ederdim. Aynı birimde başka ekipte çalışan bir arkadaşımın da katılacağını öğrenince içime su serpildi. Beşiktaş’ta buluşup konferansın yapılacağı otele birlikte gidecektik. Benim gibi, çalışırken bile öğrenci mekanlarında takılan biri için fazla lüks bir oteldi. Zaten sevmediğim, yetmez gibi de hiç aşina olmadığım ve asla kendim gibi hissedemediğim ortamlar… Fazlasıyla gergindim.

Tabii ki evden çıkmadan başladı her şey. Epey yağmur yağıyordu. Çizme giymeye karar verdim. O saçma ortam için onca yol ıslanmayı göze alamazdım. Uzun zamandır giymediğim çizmemi kutusundan çıkardım. Çok az giydiğim için hala sapasağlam duruyordu. Giydim, fermuarını çektim ve sıkıştı. Ne aşağı, ne yukarı… İmkan yok, yerinden oynatamıyordum. Evdekilerden destek istedim, üç kişi aynı anda abandık, fermuar bana mısın demedi. Kargaburunla çektim, fermuarın ucu kargaburunun içinde kaldı. Geç kalacaktım ve öyle bir lüksüm yoktu. Makasla fermuarı kestik. Üstü açık ayakkabılarımı giydim, çıktım. Koştura koştura Beşiktaş’a gittim. Oradan otele geçtik.

Otelin girişindeki dev, demir parmaklıklı kapıdan girdik. Biraz ileride güvenlik görevlisi “Günaydın” dedi. “Günaydın” deyip dingonun ahırına girer gibi, giriş kapısına doğru yürümeye devam ettim. Lüks mekan adabı konusunda benden fersah fersah ileride olan arkadaşım, beni durdurdu, kaş göz yapıp “Terelelliciğim beyefendiye ne için geldiğimizi söyleyip girişi soralım değil mi?” dedi, gülümsedi. Adamla konuştu, aynı kapıya doğru aynı şekilde yürümeye devam ettik. Bu yaptığımız bana o an dünyanın en saçma şeyi gibi göründü. Kapı orada, önümüzdeydi işte. İçeri girdik, aynı öküzlükle kalabalığın toplandığı yere doğru yöneldim. Arkadaşım beni yine durdurdu, “Vestiyere montlarımızı bırakalım değil mi?” dedi. Tabii ya, vestiyeri nasıl unuturum? Ben zaten gittiğim her yerde montumu vestiyere bırakırım. Montları vestiyere bırakıp girişte gözüme kestirdiğim kalabalığa doğru ilerledik. Yabancu uyruklu bir abla yaka kartlarını dağıtıyordu. Kayıtlar önceden yapıldığı için yaka kartları da önceden hazırlanmıştı. Benim ismim yoktu. Boş kartlara yerleştirmek için, elindeki cihazdan basılı etiketi çıkarmak için hazır bekleyen yabancı abla, ismimi üç kez sordu, üçünde de yanlış çıkardı. Sonuncusuna razı olup aldım, sıradan çıktım.

Arkadaşımla birlikte çay – kahve servisinin yapıldığı alana geçtik. Bizimle aynı birimde çalışan iki kişiyi daha gördük, onlarla selamlaştık. Sonra, çay almaya gittik. Konferansa girmeden önce çayın yanına kurabiye de alalım diye ortadaki masalara yaklaştık. Gözüme kestirdiğim kurabiyeden bir tane almak için maşayla tutmaya yeltendim, yeltenmez olaydım. Maşa aşırı sertmiş, kurabiye fırladı ama nasıl fırlamak, çizgi film sahnesi gibiydi. Abartılı abartılı çizerler ya hani, işte tam öyle abartılı fırladı. Kim gördü, kim görmedi kestiremediğim için kafamı kaldırmaya korkuyordum. Ani bir kararla eğilip yerden kaldırmaya karar verdim. Hayır, bir halt yemişsin, bar, bırak git değil mi? Yok, sıvamam lazımdı. Eğildim ki ne göreyim, halının üstü kurabiye dolu. Tek failin ben olmadığını keşfedince doğruldum, sağa sola bakmadan oradan uzaklaştım. Arkadaşıma anlattım. Normal şartlarda başka yerde olsak olayı tekrar tekrar canlandırıp yarıla yarıla gülerdik. Bütün kahkahalarım içimde patlıyorken muhteşem bir fikir attım ortaya. İlk oturum öğlene kadar sürecekti ve ben saatte bir tuvalete giden biri olarak tuvalete gitmeliydim. Gittik.

Tuvalet bizim evden büyüktü sanırım. Her biri ayrı birer oda gibi duran tuvalet kabinlerinden birine girdim. Tuvalet kağıdını katlamışlar, değişik bir şekle sokmuşlar, saçma sapan hareketler… Kullanınca suç işleyecekmişim gibiydi, kullandım. Başka ne yapacaktım? Çıktım, elimi yıkadım. Kurutacak yer aradım, yoktu. Kağıt havlu aradım ama ne tesadüf, o da yoktu. Arkamı döndüm, bir tuvalet için gereksiz şıklıkta bir masa ve üzerinde geniş cam bir kase vardı. Kasenin içinde katlanmış beyaz kalın kumaşlar… Uzaktan bakınca kumaş gibiydi en azından. “Alayım mı, almayayım mı?” ikileminden sağ çıkıp “Eeh yeter!” dedim ve aldım bir tanesini. Güzelce kuruladım elimi ama o şey, yıkansa bir daha, bir daha ve hatta bir daha kullanılabilecek bir şeydi ve sanırım onu çöpe atmam gerekiyordu. Bir saçmalığı daha yutup, elimi kuruladığım şeyi çöpe attım ve çıkışa gittim. Giderken solda bir bölüm daha olduğunu fark ettim. Boydan boya ayna ile kaplı bir duvarın önünde boylu boyunca bir masa, masanın üzerinde el losyonları, vs. vardı. Masanın önüne de kadife puflar falan koymuşlar. Girdim o bölüme, müze gezer gibi gezdim. Bu kadar saçmalığı bünyeme fazla bulup çıktım. Konferansa girdim.

konferans salonu.jpg

Konferans boyunca başka ilginç şeyler de olmadı değil ama anlatırken ruhum daraldı. Konferans bitiminde arkadaşımla birlikte çıktık. Her şeyi tekrar tekrar canlandırıp eğlendim günlerce. O durumu o zaman da sonrasında her hatırladığımızda da şöyle değerlendirecektim: Apartman sakinlerinden birinin çocuğunun doğum günü partisine davet edilmiş, etrafındaki hiçbir şeye anlam veremeyen, bozmamak, kırmamak ve hasar bırakmamak için hiçbir şeye dokunmadan, öylece oturan kapıcı çocuğu gibiydim. Ha, ben biraz yaramaz olanındandım, kurabiye fırlattım falan o ayrı 😀

*Fotoğraf: https://www.instagram.com/p/BFbYRMIEfT9/

Burası neresi?” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s