Bela paratoneri – 4

"Vukuatsız günüm geçmesin." ilkesi gereği dün gece başıma gelenleri, bilmeyi hak ettiğinizi düşündüğüm için yazacağım; çünkü bu kadar saçma bir olay kaç kişinin başına gelir bilmiyorum. Yaz sıcaklarının dayanılmazlığını biraz olsun dayanılır hale getiren deniz kenarı semtlerden birinde bir bankta oturuyordum. Dayanılmazlığı dayanılır kılma arayışında, çoluklu çocuklu onlarca aile de oradaydı. Rahat durmayan çocukların bir … Okumaya devam et Bela paratoneri – 4

Yaprak koleksiyoneri: Pıtpıt

Yeğenim Pıtpıt (4,5), henüz doğru düzgün yürümeyi bile beceremiyorken gittiği her yerden taş toplayıp eve dolduran bir çocuktu. Bu yazın başından beri de birlikte dışarı çıktığımızda duvarlarda sümüklü böcek bulup sayıyoruz. Hem tırsıyor, hem merak ediyor. Doğayla böyle değişik bir ilişkisi var 🙂 Arkadaşları doğum gününde ablama bir çiçek almış. Çiçek gibi de değil tam, … Okumaya devam et Yaprak koleksiyoneri: Pıtpıt

Burası neresi?

Çokuluslu hayli büyük bir şirketin, yıl sonu tahminleri üzerine düzenlediği, tüm gün sürecek bir konferansa katılmak için önceden internet sitesi üzerinden kayıt olmak gerekiyordu ve çalıştığım ekipten biri kaydını yapmıştı bile. Bir gün öncesinde bir değişiklik oldu ve konferansa benim katılacağım söylendi. O konferansa katılmak yerine mesaiye kalıp ofiste çalışmayı tercih ederdim. Aynı birimde başka … Okumaya devam et Burası neresi?

Uluslararası bela paratoneri

Bir şeyin kökünü kurutmak, oradan çıkacak türlü talihsizliklerle karşı karşıya kalmak için, o şeye dokunmama bile gerek kalmadığını yeni bir tecrübeyle sabitledim. Ablam iş arkadaşlarıyla birlikte, adını vermek istemediğim ama birazdan lanetle anacağım bir tur şirketinden Paris turu alacakmış. Kardeşimle bana "Gelin birlikte gidelim." dedi. Hesaba katmadığı önemli bir şey vardı: Biz iki kız kardeş … Okumaya devam et Uluslararası bela paratoneri