Ne okuyorsun?

Sıradan insanlarla pek işim olmuyor. Tercihli olarak değil de alın yazısından daha ziyade. Bir çeşit mıknatıs olmalı bir yerlerimde veya ne bileyim, gelişimi haber veren bir sensör belki… Otobüse bindim, arkadaşımla buluşmaya gidecektim. Gideceğim mesafe fazla uzun sayılmazdı ama otobüs bir türlü hareket etmeyince, “Nasılsa trafik de vardır.” diye düşündüm, çantamdan kitabımı çıkarıp okumaya başladım. Yanımdaki kızın elinde de kapağında “Çatı” yazan bir kitap vardı. Bildiğim kadarıyla yabancı bir yazarın, yanlış hatırlamıyorsam polisiye türünde, bir kitabı vardı aynı isimde ama bu, Türk bir yazarın aynı isimli, konusu hakkında hiçbir fikrim olmayan bir kitabıydı.

Kitabımı biraz okuduktan sonra, “Bakayım ne okuyorsun?” diye bir ses geldi yanımdan. Hiç beklemediğim için irkildim, neden bilmiyorum, cevap vermeden kitabın kapağını gösterdim. “Hmm, ben de bunu okuyorum, bak” dedi, kendi kitabını çevirdi bana doğru. “Ben böyle merak ederim kim ne okuyormuş diye, biliyor musun?” dedi. Hee biliyorum bacım, nasıl bilmem! “Ben de merak ediyorum birini kitap okurken gördüğümde. Sizinkine de bakmıştım ama bildiğim bir kitap değilmiş.” dedim. “Ben seninkini duymuştum ama okumadım. Genelde dünya klasikleri falan okudum. Türk yazar okumuyorum çok. (Elindeki kitabın yazarı Türk?!) Türk Dili mezunuyum. Sen ne mezunusun?” dedi. Belki ilkokul üç terkim, mezun olduğumu ne bildin? Ayrıca, biz neden böyle saçma sapan bir şekilde sohbet ediyormuş gibiyiz? Ben rahatsızım bu durumdan, kitap okumaya çalışıyorum, onu bil de… Parmağım kaldığım sayfanın üstünde, bunun son soru olmasını ümit ederek, bölümümü söyledim. “Son zamanlarda da hep” dedi, “kime sorsam o bölümden mezun.” diyecek sandım, “o alana merak sardım.” dedi. Aferin sana tatlı kız, susabilir miyiz o zaman artık?

Ne okuyorsun

Ne münasebet? Daha konuşacak çok şeyimiz vardı. “Benim kitabım, bilmem kaç kitaptan oluşan bir serinin beşinci kitabı. Hepsini okudum, buna başladım işte.” dedi. Susacak sandım. “Benim adım Selcen.” dedi. “Şimdi de tanışma merasimi mi?” diye düşünüyordum ki “Babam bu kitabı okuduktan sonra, ‘Bir gün bir kızım olursa, adını Selcen koyacağım.’ demiş, benim adım da böyle olmuş. Aslında kitapta Selcan diye geçiyor şu an ama babamın okuduğu zamanki baskısında, yani eski halinde Selcen diye geçiyormuş.” dedi. Yüzüm nasıl bir hal aldıysa, “Neyse ben seni rahat bırakayım, kitabını oku.” dedi. Sağ ol cnm yha, sen de olmasan…

Ben kitabımı okumaya devam ederken bu kıpır kıpır bir şeylerle uğraşıyordu. Telefonu çantasına koyuyor, kitabını çıkarıyor, sonra tekrar telefonunu çıkarıyor, bir şeyler yapıyor, sonra ben kitabını okuyor zannederken, yeniden telefonunu çantasına koyuyordu. Bir ara birilerini aradı, “Neden açmıyorsunuz telefonunuzu? Hiçbirinize ulaşamadım… Şeydeyim ben, ıı” dedi, camdan dışarı baktı, “Neresi burası ya şey işte yoldayım ya, otobüsteyim. Biraz trafik var ama birazdan açılacağını düşünüyorum.” dedi. İçine trafik yoğunluk haritası kaçmış zahir… Kapattı telefonu. Biraz daha oynadı. Derken telefon ayağımın ucuna yuvarlandı. “Oha!” dedi, eğildi telefonunu aldı. Özür dileyip yeniden konuşmaya başlayacak sanıp korktum. Özür dilemedi. İneceğim yere geldim, indim. Allah, ben indikten sonra yanına oturana yeterince sabır vermiştir inşallah.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s