“Semt bizim, ev kira”

Hayatta başıma ne geldiyse, bir bela paratoneri oluşumdan, bir de dilimden geldi. İlkinin direksiyonu bende değil, tamam ama ikincisinin dizginlerini elimde tutmayı neden beceremiyorum ki? Tatile diye gittiğim yerde geçireceğim bir haftanın yarısı bulutlu-yağmurlu geçince ve son günü de böyle görününce “Şansımızı neden zorluyoruz? En iyisi bugün dönelim.” dedik ve biletimizi iade edip, en az benim kadar ayarsız bir firmadan bilet aldık. Firma, Esenler’de ineceğimizi, oradan servisle sorunsuz bir şekilde yolumuza devam edeceğimizi söyledi. Gece İstanbul’da olacak şekilde yola çıktık. Öznelerden birinin ben olduğu herhangi bir durumda, renksiz bir yolculuk beklenemezdi elbette. Arka iki sıramızda oturan, kan akışının gürültüsü dört bir yanı saran, bizden asgari on yaş küçük yiğidolar yerinde duramıyor, muavinden almadığımız ikramlıkları, bakkaldan bizim için almışlar gibi gözümüze gözümüze sokup “Aa lütfen buyrun. Almazsanız darılırız.” diyordu. Lise okul gezisi tadında nihayete erdi yolculuk. Yolculuğun bitmesi, bizim İstanbul’a gelebildiğimiz anlamına gelmiyordu maalesef. Esenler’den otogarın içine yürüsek daha hızlı girerdik. Yarım saat kadar otobüs trafiği çektik otogarda. Derken karaya ayak basabildik.

İşkence orada bitecek sandıysanız yanıldınız. Firma yetkilileri, sanki servis vaadinde bulunanlar kendileri değilmiş gibi üç maymunu oynuyordu. Gece vakti, otogarın içinde oradan oraya, ellerimizde çantalarla, mağduriyetimize ikna edebileceğimiz bir görevli aradık durduk. En sonunda, “Servislerin Anadolu yakasına geçişi yasak.” gibi akıllara zarar bir açıklama yaptıklarında, bizi metrobüse kadar bırakacak bir araç bulmalarının bizim için yeterli ve artarlı olacağını söyledik. Toplu taşıma araçları arası aktarma yapa yapa eve ulaşabildik.

Bu olaydan 1-2 ay sonra, bir arkadaşımın arkadaşıyla, konuyla yakından uzaktan alakası olmayan bir şey hakkında konuşurken nasıl olduysa Esenler’e geldi konu. Orada doğmuş, büyümüş. Dünyanın en nezih semtiymiş de bunu bilmeyen bir benmişim gibi konuşuyordu. “Bu herhalde diğer Esenler. Neresi acaba?” diye düşünmeye başlamıştım. İki tane Maltepe olduğunu öğrendiğim günden beri semt/ilçe isimlerine daha temkinli yaklaşıyordum. Bu şehirde artık her şey mümkündü. Arkadaş, karşımda Esenler’i yere göğe sığdıramadıkça otogarda mahsur kaldığımız gece geliyordu aklıma. Tüyler ürperten cinsten, korku filmi bir nevi. Bir farkla: bu film gerçek. Ağzımdan bir anda “Esenler İstanbul mu ya!” cümlesi çıkıverdi. Esenler’i bilmem, etmem. Haritada bir yeri varsa şayet, sorsalar gösteremezdim. Hayatımda ilk defa o yaz gitmiştim ve bende yaptığı tek çağrışım, otobüsten indiğimiz o dar alanda yaşadıklarımdı. Kendi şanssızlığımaydı aslında isyanım.

semt bizim ama ev kira

Bir süre sonra ortak arkadaşımızdan, arkadaşının benim için “Küçük görüyor bizi. Esenler’e varoş muamelesi yaptı.” dediğini öğrendim. Çok üzüldüm. Öyle bir niyetim olmadığının açıklamasını yapmak istedim ama o fırsat verilmedi. Onun yerine başka bir şey aldım. Bu konuşmanın üstünden bir yıl geçmemişti ki, otogardan daha da ötede, Esenler’in ücrasında bir yere, haftanın beş günü (inanmazsınız,  kendi rızamla) gitmeye başladım. Bir Bağcılar değil, kabul ediyorum ama semtimize laf eden karşısında bizi bulur. Şşş!

*Fotoğraf: http://galeri.uludagsozluk.com/r/semt-bizim-ama-ev-kira-831314/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s