Toplu taşıma günlükleri – 2

Yenikapı’da havalimanı metrosu için, stratejik noktamda konuşlanmış, gözümü hedefe dikmiş bekliyorum. Karalar giyinmiş teyze yanaştı, anlamakta güçlük çektiğim bir şekilde ve komşusunun kızıymışım da her gün apartmanda karşılaşıp hal hatır soruyormuşuz gibi bir samimiyetle, havalimanı yönünden gelirken Aksaray’da inmek istediğini ama istasyonu kaçırdığı için Yenikapı’da indiğini anlattı (anlamam üç dakika kadar sürdü). Sonra da, Aksaray’a nasıl gideceğini sordu. “Buradan binin, bir sonraki istasyonda inin.” dedim ama anlatamadım tabii. Birkaç defa daha tekrar ettim, ifadesinde pek bir şey değişmedi. Bir yandan teyzeye “Yalnız beni oyalamazsanız iyi olur. Metro gelir ve mevzime rağmen ayakta kalırsam kalbinizi kırarım.” demek istedim. Desem de teyze için bir şey ifade etmeyecekti aslında. Peşimden ayrılacağa da benzemiyordu ama çok yanlış insanın peşine takıldığının da farkında değildi maalesef. Ben, tam karşımda duran binayı soran adamı, alakasız bir yere yönlendirmiş insanım. Yön duygusu deseniz, o da yok. Alışveriş merkezlerinde tuvalet çıkışında nasıl beceriyorsam, her seferinde muhakkak geldiğim yönün aksi istikamette seyrediyorum. Ne hikmetse o yol da hep erkekler tuvaletine gidiyor oluyor :/

Neyse, teyze “Ben seninle bineyim. Sen bana ineceğim yeri söylersin.” dedi. Pes etmek durumunda kaldım. Sizli bizli konuşmayı da bıraktım. “Teyze hızımı kesip önümüze beş milyon kişi almadan en kolay nasıl bineriz?” diye hesap yapıyorum. Derken metro geldi. Teyzeyi kaş gözle yönlendirdim. Ben oturdum, o da yanıma çöktü. Teyze sen zaten ineceksin. Neden oturmanın telaşındasın allasen? Metro hareket ettikten sonra, üç saniye kadar ilerlemiştik ki “Gelecek istasyon: Aksaray” anonsu yapıldı. Teyzeye döndüm “Kapı açılınca ineceksin.” dedim. Dili büktüm resmen ama teyzeyle normal şekilde iletişim kurmaya çalışsam anlaşmamızın Esenler otogarına kadar yolu var. Ne o beni anlıyor, ne ben onu anlıyorum. Baktım istifini bozmadı. Tekrar söyledim. Poşetlerini aldı, aheste aheste ayaklandı. Sonra kapıya doğru gitti. O esnada biz çoktan yanaşmışız, kapı açılmış bile ama teyze ters yöndeki (o istasyonda açılmayacak olan) kapıyı bekliyor. Haliyle açılmadı o kapı. Zaten pazar yeri gibi kalabalık. Açık kapının önünde beklerken bile inmekte güçlük çekiyoruz biz. O nasıl inecek ki? Yakınındaki amcalar, arkasına dönüp diğer kapıdan inmesi gerektiğini söyledi ama teyze olayı çözene kadar kapılar kapandı, yeniden hareket ettik. Teyze bir sonraki istasyonda indi. Orada yakaladığı ilk kişiye, Aksaray’a nasıl gideceğini sordu. Üzüldüm üzülmesine de gülmekten de kendimi alamadım O, nasıl bir döngüye girmekti öyle! Kara deliğe düşmüş gibi… Aksaray’a aynı gün içinde varabilmiştir umarım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s