İnsana saygı ödülü

Binasına bakınca kurumsal olduğunu sanabileceğiniz bir yerde işe başlamıştım. Bir de nasıl olduğunu hala çözemediğim bir şekilde “insana saygı” ödülü almışlardı. Aslında var olmayan bir kadroya, “oyalansın burada işte” mantığıyla, fasulye olarak alınmıştım sanki. Kimsenin bana ihtiyacı var gibi görünmüyordu. Ne yaptığımla ilgilenen de yok sayılırdı. Her gün seçtikleri bir talihlinin yanına yancı olarak oturtup, izleyerek iş öğrenememi bekliyorlardı. İşin izlenerek değil, yapılarak öğrenildiğini bir sonraki iş yerimde öğrenecektim ama oraya gelene kadar burada öğreneceğim daha fantastik şeyler vardı.

Kendi masama oturmaya başlamıştım. Masa da tam birim müdürünün kapısının dibinde. Bir nevi sekreter masası… Odaya çağırdı. Başıma geleceklerden bihaber gittim. Liseye giden oğlunun İngilizce ödevi varmış. Bir film izleyip bir sayfalık özetini çıkarıp getireyimmiş. Bir film dediysem herhangi bir film değil. Belli bir film var. Onu izleyeceğim. “Oğluma beleşe özel ders ver.” dese yine kabul etmesi güç ama en azından anlamaya çalışabilirdim. Emrinde elli kişi çalışan birinin oğluna bunu yapmasına mı yoksa kendi gördüğüm muameleye mi daha çok üzülmem gerektiğini bilemiyordum. Eve gidince bana kalan iki saatimi de o filmi izlemekle yemiştim. O ödevi yapmadığımı mı sandınız? Daha neler!

Aradan biraz zaman geçti. Aynı birim müdürünün aynı odasına girdim. “Ben ameliyat olacağım. Muhtemelen şu kadar zaman raporlu olurum.” dedim. Sağlık problemimi konuşma faslı bitti. Geçmiş olsun dileklerini peşinen iletti. Gerçi hakkını yiyemem. Hayatımda aldığım en büyük çiçeği gönderdi hastaneye ama bundan önce başka ufak bir hediyesi daha olacaktı. Teşekkür edip arkamı dönüp odadan çıkıyordum ki “Ha bu arada” sesiyle geri döndüm. Fotokopi çekilip spirallenmiş bir kitabı uzatıp “Ne zamandır duruyor bu kitap. Bir türlü çevirisini yaptıramadık. Sen bunu raporluyken çevir de çoğaltıp arkadaşlara dağıtalım. Okusun herkes. Zaten sen de evde sıkılırsın, meşgale olur.” dedi. Sağ ol cnm yha! Kafalar kafalar… “Çeviri işinin para kazandıran bir ‘meşgale’, apayrı bir iş alanı olduğunun ve benim ameliyat için ayrıldığımın farkında olarak mı istiyorsunuz bunu benden? Değilseniz ona göre cevap vereyim.” demek istedim. Bunu demedim. Ne dediğimi de hatırlamıyorum ama o kitabı çevirmedim, onu net hatırlıyorum. Salaklığımın da bir ölçüsü varmış çok şükür!

Ameliyattan sonra iki hafta eğitime gönderildim. O sırada bunlardan çok daha kabul edilemez şeyler yaşadım ve kabul etmedim. Rapor ve eğitim süresi dahil toplamda üç aylık bir sürenin sonunda istifa ettim. Aileme ve etrafımdaki çoğu kişiye göre iş hayatı böyle bir şeydi. Bunlara katlanamayacaksam her işimden istifa etmem gerekecekti. Sorun değildi. Bu muameleyi göreceksem ederdim. O istifanın üstüne tam sekiz ay işsiz kaldım. Çok zor bir süreçti, evet ama bugün olsa yine yaparım. Her saçmalığı da normalleştirmeyiverelim bir zahmet!

Saygılarımla 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s