Toplu taşıma günlükleri

İstanbul’da yaşıyor, her gün toplu taşıma kullanıyor ve hatta aktarma yapmak zorunda kalıyorsanız, okuyacaklarınız muhtemelen çok tanıdık gelecek. Haftanın dört, bazen beş günü, sabah üç, akşam dört vasıta kullanıyorum. Haliyle, aktarma işleri bir İBB Beyaz Masa’dan bir de benden soruluyor. Benden daha çok sorulmalı aslında; çünkü Beyaz Masa sorulara genelde kayıtsız kalıyor. Öncelikle Yenikapı’nın çılgın insan trafiğinden bahsetmek istiyorum. Kirazlı, Hacıosman ve Havalimanı yönüne giden metro hatlarıyla muhtelif otobüs hatları ve İDO’nun son/ilk durağı Yenikapı olduğu için, günün 06:00-00:00 saatleri arasında, iş çıkış saati vs. ayrımı olmaksızın, her saat her dakika akıllara zarar bir yoğunluk var. Hacıosman metrosuna giriş turnikelerinin olduğu yerde, bir sabah bir amcanın aniden durup ellerini havaya kaldırarak “Yeter, basmayın artık!” diye haykırışına şahit olmuşluğum var. Bazen benim de yapasım geliyor. Seri basıyorlar kartları. Bir de onlarca turnike var. Hepsine aynı anda basılınca sakız çiğneme sesi gibi sinir bozucu bir hal alabiliyor.

Sonralıkla, belirli yazısız ve sözsüz kurallar var. Mesela stratejiniz tuttu ve oturmayı başardınız mı hemen göz göze geldiğiniz diğer muzafferlerle, bakışlarınızla birbirinizi tebrik ediyorsunuz. Böyle anlarda acayip gülesim geliyor ama bu bana çok olmuyor zaten. Genelde oturduğum anda açıp kitabımı okuyorum. Görüş alanımda kitap okuyan başka insanlar varsa kitaplarının adını görmeye çalışıyorum. Bir gün bu yüzden birinden dayak yiyebilirim “Hayırdır, bir şeye mi baktın?” sorusunu müteakip. Ufak bir sapıklığım daha var: Ben oturuyorsam ve çok yakınımda ayakta duran birinin, elindeki kitabı, poşeti, montu, çantayı, vs. taşımakta zorlandığını fark ettiysem “Alayım mı onu elinizden?” diye atılıyorum. Bu da bir dayak yeme sebebi olabilir. Belli olmaz, ilginç kafalar yaşıyoruz sonuçta. Çalmak istiyorum falan sanan da çıkabilir.

3. mühim nokta: stratejiler! Bu en can alıcı nokta ama stratejilerimi burada açıklayacak kadar enayi değilim. Onları sadece yol arkadaşlarımla paylaşırım. O da paylaşımcı biri olduğumdan değil kesinlikle. Birlikte yolculuk yaparken yolculuk süremi uzattırmasınlar diye. Strateji nedir? Mesela Marmaray’a bineceğiniz istasyonda, giriş kapınızı ve hatta yürüyen merdiveni, ineceğiniz istasyona göre belirliyorsunuz. Bakın, vagon değil, kapı diyorum. Neden? Çünkü o kapıyı, içerde kıpırdama ihtimaliniz çok düşük olacağı için, muhtemelen inerken de kullanacaksınız ve öyle denk getirmelisiniz ki, indikten sonra yürüyen merdivenlere en hızlı ulaşabileceğiniz noktada olun. Olmaz ya, oldu da oturdunuz, istasyona yaklaşmadan önce hangi noktada ayağa kalkacağınız bile bir strateji. Manyak olduğumu düşünebilirsiniz. Ben de düşünüyorum, o yüzden sorun değil. Yalnız, ben de manyaklık olsun diye değil, bu meretler senkronize olmadığından, aktarmalar arasında mümkün olduğunca vakit kaybetmemek için geliştirdim bu stratejileri. Üstelik, sandığınız gibi bunu tek yapan ben değilim. Geçen hafta, Yenikapı’da metro beklerken, geldiğinde hangi kapı nereye denk gelecek, doğru kapı noktasında mı bekliyorum diye şüpheye düştüm bir an. Geri çekilip yerdeki okları saydım ve evet, doğru kapıdaydım. Yeniden sarı çizgiye yanaştım. Bir baktım, yanımdaki kız geri çekildi ve o da benim yaptığımı yaptı. Kendi şüpheye düştüğüm yetmiyor, bir de elin kızının da başını yakıyorum. Aferin bana he!

Stratejilerime öyle bağlıyım ki 1-2 ay önce de şöyle bir şey geldi başıma. Eski iş yerimden, uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımı Marmaray’da gördüğümü sandım. Sonra, kendi kendime onun o olmadığına kanaat getirdim. Sonra iniş noktama yaklaştığım için kanaati falan da kökten silip, inince koşacağım merdivene odaklanmıştım. Yolumu aldım, başarıyla varış noktama ulaştım. Aradan birkaç saat geçti sanırım. Arkadaşım, sabah o araçta olup olmadığımı sordu. “Kesin benimdir, karşılaşmış mıyız?” diye sordum. Geçen yıl da bir sabah Yenikapı’da yürüyen merdivenlerin sol tarafından koştura koştura yukarı çıkarken, sağ tarafta duran (aynı iş yerinden) bir arkadaşım kolumdan yakalamıştı da öyle durmuştum. Oraya bir boy aynası koysalar, çıkarken kendimi görsem tanımam. Hayatım boyunca hiçbir hedefe böyle kilitlenmemişimdir herhalde.

Not: Yürüyen merdivenlerde sol tarafta bekleme yapmayalım lütfen!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s