Bela paratoneri – 2

Babaannem bir hastanenin nöroloji yoğun bakımında kaldı uzunca bir süre. Mesaiye kalmadığım akşamlar ve cumartesi-pazar günleri ziyaret saatinde gidebiliyordum ancak. Bir cumartesi günü 14:00-15:00 arası ziyarete yetişmeye çalışıyordum. Evin oradan otobüse bindim. Kartı makineye okuttuğumda tuhaf bir ses geldi. Ekranda da kırmızı bir uyarı yazısı çıktı. Şoför kartımı aldı. “Bunun bende kalması lazım. Kart size ait olmayabilir. Kullanıma kapatılmış. Tutanak tutup kart merkezine teslim edeceğim. Oradan alırsınız.” dedi. “Beyefendi kartın üzerinde adım, soyadım, çalıştığım kurumun adı ve hatta fotoğrafım var. Nasıl bana ait olmayabilir? Kimliğimi  göstereyim isterseniz, kendiniz kontrol edin. Onda da fotoğrafım var sonuçta.” dedim. “Ben anlamam. Teslim ederim, oradan alırsınız.” dedi ve İBB’nin kendisine verdiği yetkiye dayanarak konuyu orada kapattı.

                        adsiz

Hastane durağına üzgün üzgün bakıp son durağa kadar gittim. Kart merkezi hemen peronların olduğu yerde. “Ee hani bırakacaktınız? Kartımı bir an önce alayım, hastaneye yetişmem lazım. Acelem var.” dedim. “Yuooğ, benim şimdi seferim var. Artık akşama falan bırakırım herhalde.” dedi. Sinirim tepeme çıktı. Kart merkezine gittim, durumu anlattım. Görevli kadın “Kartınızı alayım?” dedi. Kameralar neredeyse el sallayayım, beni azat edin. Sahiden edin, bitsin bu şaka. Kartı daha bir gün öncesinde işten eve gelirken kullanmış ve hiçbir sorun yaşamamıştım. Üstelik yeni dolum yapmıştım. İş-ev mesafesinde 185 tane aktarma yapmam gerektiği için de her defasında para yüklemekle uğraşmamak için tek seferde hatırı sayılır bakiyelere ulaşıyordum. Şoförün el koyduğu kartta o an bir servet yatıyor yani 🙂 “Hanımefendi, ‘Şoför kartıma el koydu’ diyorum. Kart bende olsa neden buraya geleyim?” dedim. “Aa ama siz kartınızı neden verdiniz ki?” diye hayrete düştü. Hobi olarak verdim. Bende çok durdu, biraz da onda dursun diye düşündüm, verdim. Benden şoföre bir anı kalsın dedim, verdim. Sabır… Kartım öğrenci kartı olarak görünüyor olabilirmiş ama olamaz; çünkü o kartı çalıştığım kurum çıkarttı. Üzerinde de adı var hatta. Kaldı ki ben son 5 yıldır öğrenci bile değildim. Kadın beni hareket amirliğine yönlendirdi.

Sora sora gittim. Peronların arasında, tek katlı, tek pencereli, tek kapılı, iğrenç sarı boyalı, gecekondu görünümlü bir yeri işaret ettiler. Demir parmaklıkların arasından pencereyi tıklatıp içerideki adama sordum. “Burası hareket amirliği değil.” dedi. “Burası değilse neresi?” dedim. “Bilmiyorum.” dedi ve pencereyi kapattı. Kış günü, sokakta oradan oraya saçma sapan bir şeyin peşinden koşup bir sonuca varamıyordum. Babaannemin ziyaret saatini kaçırmıştım. Operasyon geçiren arkadaşımı görmeye daha uzakta başka bir hastaneye gidecektim. Onu da görme şansım kalmayacaktı biraz daha oyalanırsam. Artık onu düşünüp çıldırıyordum. Salak sarı şeyin önünde bağırmaya başladım kendi kendime. Bayağı olayı özet geçiyorum. “Biri kartımı alır ‘Senin değilmiş, almazsam başım belaya girer.’ der. Diğeri ‘Kartını niye verdin? Hareket amirliğine git.’ der. Hareket amirliği ‘Burası hareket amirliği değil.’ der. Burası değilse neresi onu söyleyin bari gidip kartımı alayım. Yeter!” Ben böyle söylenip durmazken hareket amirliği olmayan hareket amirliğinin arkasından üniformalı bir abi geldi. Sen yetkili bi abiye benziyon: https://www.youtube.com/watch?v=ZPDO40yEvIA

“Hayırdır, ne oldu?” dedi. Bir tur da ona anlattım. Pencereyi tıklattı, “Kapıyı açın.” dedi, birlikte içeri girdik. Demek ki hareket amirliğinin bir anda hareket amirliği oluvermesi için çirkefe bağlamak, kayışı koparmak falan gerekiyormuş. Otobüsün hat numarasını sordular. Bizim oradan hastaneye giden milyonlarca otobüsten birine binmiştim işte. Benim için hat numarası bir şey ifade etmiyordu. Hatırlamadığımı söyledim. Kaçta binip kaçta indiğimi sordular. Tahmini bir şeyler söyledim. Otobüsün rengini sordular. Sonra kayıtlardan bir şeylere baktılar. Birilerini aradılar. Telefonları kapatıp başka birilerini aradılar. Sonra bana ekrandan fotoğraflar gösterdiler. Adeta, Amerikan dedektifçilik filmi setindeydim:

+ Bu muydu şoför?

– Hayır, değil.

+ Bu mu?

– Bilmiyorum, olabilir.

+ Bu?

– Hayır. Sanırım değil.

Aynada kendimi görsem tanıyamayacak haldeydim. 3 dakika gördüğüm adamı nasıl hatırlayayım ki? O olduğunu tahmin ettikleri birini daha aradılar son olarak. Oymuş. Adam telefondan “Hee kart bende. Ee tamam, gittiğim yere varınca dönüş seferini yapacak arkadaşa vereyim o getirsin kartı. O da oradan alsın.” diyor rahat rahat. Ben senin neyine güveneyim ya bir daha manyak herif! Kartımı almış, gezmeye çıkarmış sanki. Ben bu esnada söyleniyorum tabii. Adamlar dönüp “Sakin olun bayan, hallediyoruz.” dedi, daha çok sinirlendim. Telefonu bana verdiler. “Kartımı almaya hakkınız olmadığı halde almışsınız zaten. Nereye gittiğiniz, ne zaman geleceğiniz belli değil. Sizin izinizi zor bulmuşum. Yetmez gibi bana diyorsunuz ki ‘Başka arkadaşa teslim edeyim, o getirsin.’ Peki ben onun kim olduğunu nereden bileyim? Bir de onun peşinden mi koşturayım?” dedim. “Siz bana telefon numaranızı verin. Ben kartı verince sizi arayayım.” dedi. Sinirim o esnada gözle görülür bir şey haline gelmiş, ne bileyim mesela çizgi filmerdeki gibi kulaklarımdan dumanlar çıkmış olabilir. “Tabii beyefendi, elinizde her türlü bilgim var zaten. Telefonumu vereyim. Hatta adresimi de vereyim ister misiniz?” dedim. Telefonu elimden aldılar. Bir şeyler daha konuştular. “Akşam gelin, kartınızı bizden alacaksınız.” dediler.

Bir şekilde diğer hastaneye gidip arkadaşımı gördüm. Geri gelip kartımı aldım. Gerçekten bloke etmişler. Pazar günü kart merkezi kapalı, hafta içi de ben işteydim. Ertesi hafta cumartesi gittim. Kartı verdim. Yenisini çıkarıp, eski karttaki bakiyeyi de ona aktaracaklardı. Kadın o arada anlatıyordu işte, bilmem kaç kişiye bu olmuş. X Üniversitesi’nde öğrenci görünüyormuşum. Yine o lanetli üniversite! Yakayı bir türlü kurtaramıyordum. Yüksek lisansa başlayıp bir dönem okuyup sonra devam etmediğim okula, o dönem öğrenci kartı başvurusu yapmıştım. Kart, iki dönem arasında geldiği ve ben okula devam etmediğim için hiç teslim almamıştım. Dolayısıyla kullanımda değildi. Hatta, aktive olmuş bile değildi. İBB bunu umursamamış tabii. Adına kayıtlı öğrenci kartı görünenlerin diğer kartlarını iptal etmiş. Benim hatam değilmiş diye, kartı yeniden çıkarma ücretini almadılar. Ne kadar iyisiniz. Eksik olmayın!

Kıssadan hisse: Kartınızı yetkili abiler dahil kimseye vermeyin. Sonra hem üzülüyorsunuz hem de yok yere sinir harbi yaşıyorsunuz.

*Fotoğraf: http://istanbulkart.iett.istanbul/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s