Avukatımla görüşmek istiyorum

Paçozlukta zirveye oynadığım zamanlar… (Duyan da şimdi “Hangimiz daha şıkız?” konseptli TV programlarına katılacak kadar moda takipçisiyim zannedecek. Merakları gideriyorum: Hayır, hala moda sevmiyorum ve modadan anlamıyorum.)  Son derece kurumsallaşmış iş yerime hemcinslerim stilettoyla falan giderken ben spor ayakkabıyla gidip onu da ofiste bıraktığım babetle değiştiriyordum. Hatta bir keresinde nedendir bilinmez, ofiste bıraktığım babetlerin hepsini toplayıp eve götürmüşüm, pazartesi de geri getirmeyi unutmuşum. Bütün gün spor ayakkabıyla gezmek zorunda kaldım. Yetmedi bir de toplantıya girdim o kılıkta. Çok utanç vericiydi. Günlerden bir gün, “Bu böyle olmayacak. Bari kış için şık bir şey al kendine.” dedim. Gittim, çok bilindik bir ayakkabı ve çanta mağazaları zincirinden bir çift kısa çizme aldım. Bu arada, işe servisle gidiyordum. Çizmeyi giyeceğim mesafe, evden servise (7-8 dakika), servisten ofise (1 dakika) yürüme yolumla kısıtlı. Git-gel günde 20 dakikadan az giyeceğim. Ofiste de sıcağa gelemiyorum diye, yine çıkarıp babet giyeceğim.

Çizmeyi alalı 3 hafta olmuş. Normal olarak yağmur falan yağdı. Çizme hem açılma yaptı hem su aldı. Her normal insanın yapacağı gibi aldığım yere götürdüm. “İncelemeye göndereceğiz. 2-3 hafta sürer.” dediler. Gittim kendime şık olmayan, su da geçirmeyen bot aldım. O botu 3 yıldır giyiyorum. Çizmeyi almanın ne mantığı kaldı anlamadım hala. Neyse, sayılı gün hiç de çabuk geçmedi. Onlar hep yalan. Aradılar, gittim. “Kullanıcı hatası ama çok isterseniz yapıştırma konusunda yardım ederiz.” gibisinden bir şeyler dediler. Allah razı olsun cnm yha! Bir de bu ürünler zaten su alabiliyormuş. Öyle dedi kadın. He tamam o zaman ya, su alıyorsa, oldu madem, teşekkürler. Kışın giymelik çizmeyi yağmurda giymeyip kutusuyla evde mi muhafaza edeydim? “Pardon da çizmeyi alalı 3 hafta oldu. İki ayağımı durduğum yerde kaldırımlara falan vursam anca açılır böyle. Nasıl bir kullanıcı hatasıymış ki bu?” dedim. “Biz bilemeyiz. İnceleme sonucu gelen açıklama bu.” dediler. Aldım, eve gittim ama sinirden yerimde duramıyordum. Zaten canım yoldaşım, yeni botum var. O lanetli çizmeye artık ihtiyacım da yok ama salak yerine konmak koymuş bir kere. Haksızlığa uğradığı yerde yetkili mercilere şikayet başvurusu yapmada uzman bir arkadaşım var. Hemen onu  aradım. “Sosyal medyadan yaz. Oradan çok korkuyorlar. Hemen dönüş yaparlar.” dedi. Dışarıdan paylaşım yapma özelliğini kapatmış çakallar. Ben de paylaştıkları ayakkabı fotoğraflarının altına yorum olarak yazdım bir şeyler ama oradan sonuç alamadım. Sinirim geçmediği gibi, daha da büyüyordu. Kaymakamlıkta staj yapmış bir arkadaşım vardı. Tüketici hakem heyetine bu tarz başvurular yapılıyormuş. “Git, dene şansını.” dedi. İşten “kafa izni” denen şeyi almıştım. Güya 3-4 gün malak gibi yatıp uyuyacaktım. Hiç öyle olmadı. Kaç defa kaymakamlığa gittim bilmiyorum. Bir şikayet başvurusu yapacağım, sanki üstüme ev tapusu alıyorum. Dilekçe yazdırdılar, fatura ve ürün inceleme sonuç belgesiyle birlikte teslim ettim. “Gerekli görülürse bilirkişi atanacak. Bu defa ürünü o inceleyecek. Haklı bulunursanız mağazadan ürün değişikliği veya para iadesi talebi hakkınız olacak.” dediler.

Haftalar geçti. Kimseden ses seda yok. 3-4 ay kadar sonra “Benim bir başvuru vardı. O ne oldu?” diye sormaya gittim. Olumlu karar çıktığını öğrendim. Postaya verilmiş mi verilecek mi neymiş, 1 hafta kadar bekleyeyimmiş, hemen elime ulaşırmış. Eve gittim. 1 ay geçti. 1 ay, askerdeki sözlüsünden mektup bekleyen ev kızı gibi, karar sonucunun yollarını gözleyerek geçti. Karar gelmeyince, ben kalktım karara gittim. Çıktısını alıp verdiler. Bu böyle oluyordu da beni ne demeye 1 ay beklettiniz? Bu arada çizme değil de araba almışım da o bozuk çıkmış gibi sapığa bağladığımın farkındayım ama artık o karar benim için araç olmaktan çıkmıştı. Önüme engeller çıktıkça bilendim, iyice inada bindirdim, bayağı hırs yaptım. Peki azimli (azimle değil) sıçan (hayvan olan sıçan) dağı deldi mi? Lehime çıkan karar her şeyi çözdü mü? Tabii ki hayır! Burada benden bahsediyoruz. Nasıl şipşak çözülebilir ki herhangi bir meselem?

Aldım kararı, mağazaya gittim, önlerine koydum. Mağaza çalışanı “Avukatınızla gelin tekrar. Bununla bu şekilde bir şey yapamam.” dedi. “Ay benim avukatım mı varmış? Çağırın, ben de çığlık atmadan evvel kendisiyle görüşmek istiyorum.” demek istedim. Diyemedim. Onun yerine “Ne avukatından bahsediyorsunuz? Kararı okursanız her şeyin açık açık yazdığını göreceksiniz. Çıkmış bir karardan bahsediyoruz. Anlamadıysanız ‘anlamadım’ deyin. ‘Bununla bir şey yapamam. Avukatınızla gelin.’ ne demek?” dedim. Burada ses tonum kontrolümden çıkmıştı ve mağaza çalışanı, ben orada hiç var olmamışım gibi, “para kazandırmadığı yetmez gibi bir de başa bela olmuş müşteri” olarak gördüğü bana değil “potansiyel, para kazandıracak, kazıklanacak” yeni müşteriye bakıyordu. “Bana müdürünüzü çağırın. Onunla konuşmak istiyorum.” dedim. Kadın geldi. O da biraz mırın kırın ettikten sonra “Kararı, fatura ve ürünle birlikte getirin, merkeze gönderelim, iadeniz yapılsın.” dedi. Nasıl bir gazla gittiysem, ürünü evde bırakmışım 😀 5-6 aylık bir süreç sonunda lanetli çizmeden kurtulmuş, paramı geri almıştım. Çektiğim işkence ne içindi, hala anlam veremiyorum. Yine olsa yapar mıyım, onu da bilmiyorum ama en çok salak yerine konmak dokundu. Emsal teşkil edebilir mi? Neden olmasın? O çalışan, daha evvel böyle bir kararla karşılaşmış olsa öyle bir tepki veremezdi mesela veya firma bu gibi (evet, psikopat) şikayetçilerle daha sık karşılaşsa tüketici hakem heyetine gitmeye gerek bırakmadan müşteriyle arasında çözebilirdi sorunu. Beni kaybettiniz. Hıh!

Avukatımla görüşmek istiyorum” üzerine 2 yorum

  1. Zara’nın ceosuna o cevap vermezse cto suna adreslerini bulup mail atmışlığım var. Okurken yeniden canlandı sinirim. Bana 3 kuruşu almak isteyen kurnaz paçoz muamelesi yaparaktan, “bizim hatamız yok, olamaz” diyen müşteri ilişkilerini güya yöneten hatun, ceo dan ilgilenin diye dönüş gelince, telefonda iki büklüm özür dilemişti de, içimin yağları erimişti 🙂 he bi de tabiki kadına hayat dersini de verdim, kendimce hahah, siz bana o şekilde muamele yapmasaydınız bu kadar ugraşmazdım, umarım insanlara nezaketli davranmayı öğrenmişsinizdir demiştim, karşıdan gelen “tekrar özür dilerim” duymak resmen paha biçilemezdi.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s