Cehalet mutluluktur

Hayatımı zindana çeviren helikobakter pilori ile tanışmam, olaydan 1-2 yıl kadar öncesine tekabül ediyor. Mideme saplanan ağrılar önce kramp şeklinde zuhur etmeye, daha sonra da nefesimi kesmeye başlayınca soluğu, tıp okuduğundan şüphe duyduğum gerizekalı bir doktorun yanında aldım. Pozitif çıkan tetkik sonucuna bakınca, midemde helikobakter pilori denen meretin ürediğini, ağır bir antibiyotik tedavisiyle iyileşeceğimi söyledi. … Okumaya devam et Cehalet mutluluktur

Bela paratoneri – 3: Züğürt tesellisi

İşteki ilk yılımdı. İznim olmadığı için ne kadar milli ve dini bayram varsa hepsinde bir yere gitmeye ant içmiş gibiydim. Gezmeye açtım. O kadar çok beklemiştim ki "Artık param var. Olmayan zamanım içinde bile bir fırsatını bulur, gezerim. Hiçbir şey beni durduramaz." sanıyordum. Sanmaya devam et, aferin! 19 Mayıs pazartesiye denk gelmişti. Bir tur şirketinin … Okumaya devam et Bela paratoneri – 3: Züğürt tesellisi

Ben daha güzel keserim

Saçlarım dökülüyordu. O kadar çok dökülüyordu ki taramaya korkar olmuştum. Her banyo sonrası, gider saçımın rengini alıyor; deliklerinde, bir araya getirilse 5 banyo sonrasında bir peruk elde edilecek kadar saç birikiyordu. Sınav haftamdı. Baktım saçlarım artık taranamaz hale gelmiş. Tarayamadan o uzunlukta saçı nasıl yıkayacağım? Keserim o zaman! https://www.youtube.com/watch?v=sXXPgal-BM0 Benimki buradaki gibi bir depresyon kesmesi … Okumaya devam et Ben daha güzel keserim

Bela paratoneri – 2

Babaannem bir hastanenin nöroloji yoğun bakımında kaldı uzunca bir süre. Mesaiye kalmadığım akşamlar ve cumartesi-pazar günleri ziyaret saatinde gidebiliyordum ancak. Bir cumartesi günü 14:00-15:00 arası ziyarete yetişmeye çalışıyordum. Evin oradan otobüse bindim. Kartı makineye okuttuğumda tuhaf bir ses geldi. Ekranda da kırmızı bir uyarı yazısı çıktı. Şoför kartımı aldı. “Bunun bende kalması lazım. Kart size … Okumaya devam et Bela paratoneri – 2

Acımadı ki!

Üniversitedeyiz. Sınav haftası ve ben ineğin en önde bayrakla gideniyim. Yakın arkadaşlarımdan oluşan bir çalışma grubumuz var. Zaten hemen hemen tüm sınıf böyle. O bölümde okuyup tek başınıza takılarak hayata tutunmanız mümkün değil. 1500 sayfadan sınava giriyorsun. Nasıl bir cengaversin ki tek başına çalışacaksın? Ödev teslim ve sınav arefelerinde birlikte kalıyoruz. Kalamamışsak mutlaka sınav sabahı … Okumaya devam et Acımadı ki!

Avukatımla görüşmek istiyorum

Paçozlukta zirveye oynadığım zamanlar... (Duyan da şimdi "Hangimiz daha şıkız?" konseptli TV programlarına katılacak kadar moda takipçisiyim zannedecek. Merakları gideriyorum: Hayır, hala moda sevmiyorum ve modadan anlamıyorum.)  Son derece kurumsallaşmış iş yerime hemcinslerim stilettoyla falan giderken ben spor ayakkabıyla gidip onu da ofiste bıraktığım babetle değiştiriyordum. Hatta bir keresinde nedendir bilinmez, ofiste bıraktığım babetlerin hepsini … Okumaya devam et Avukatımla görüşmek istiyorum

Engelli koşu

Uykudan yeni uyanmış ama hala tam anlamıyla ayılamamış vaziyette, yemek masasındayız ailece. Aile dediğim, kimine göre sülale. Tam 7 kişiyiz. Televizyonda olimpiyatlar açık ve bu, kişisel tarihimde bir ilk değil. Bu bilgi, olayın devamının doğru analiz edilmesi açısından ehemmiyet arz etmekte. İstirham ederim beni yaftalamadan evvel bir kez daha dönüp burayı okuyun. Demek istediğim şu … Okumaya devam et Engelli koşu

Yaya değil yay, yay!

Pıtpıt (3,5) ve teyzesi bir yaz akşamı yürüyüşe çıkar. Yürüyüş dediysem abartmayın. 3,5 yaşında bir çocuk ne kadar yürüyebilirse o kadar işte. Git-gel takriben 10-15 dakikalık mesafe. Bazen 55 yaşında banka emeklisi değil de öğretmen emeklisi oluveriyorum. Bu da o anlardan biri. Ben: Kaldırımdan yürüyelim Pıtpıt, yoldan arabalar geçebilir. Pıtpıt: Kaldırımdan mı yürüyelim? Ben: Evet … Okumaya devam et Yaya değil yay, yay!

Tatil ne arar la bazarda!

2 yıldır yolunu gözlediğim, iple çektiğim, gözümün nuru, canımın cananı yaz tatili nihayet gelmiş ve hatta o da nesi, geçmişti. Takvimler Eylül 2016'yı işaret ediyor, ayaklarım "deniz, kum, güneş" diye yakarıyordu. Onları kıracak kadar eşek olmadığım için tatile gidecektim elbette. Tamı tamına 6 günlük bir tatil olacaktı. Her şey o kadar güzel olacaktı ki, o … Okumaya devam et Tatil ne arar la bazarda!

“Baba beni okuldan al”*

Adını vermeyeyim, teknoloji çağında kağıt işlerinin zirve noktasında devam ettiği bir üniversitede, 2009 yılında bir dönem yüksek lisansa devam ettim. Sonra kayıt dondurma başvurusu yaptım, sonucunu beklemeden defolup gittim. Arkamdan "Eheh bilimsel hazırlıkta kayıt donduramazsın kiii! Nanik!" tadında bir mektup gönderdiler. "Tamam, ben de zaten devam etmeyecektim. İyi oldu bu." diye düşündüm. Benim veremediğim kararı … Okumaya devam et “Baba beni okuldan al”*